Ergenliğe daha var

Geçenlerde annem kütüphanesini toparlarken, 70’lerden kalma bir kitap bulmuş bana verdi. Dr Haim Ginott’un ‘siz ve gençler’ adında bir ebeveyn rehber kitabı. Tercüme ama isimler bile Türkçeleştirilmiş, Leman, Galip, Şule, Şermin sanırım dönemin popüler isimleriydi…

Kendi ergenlik dönemimi yaptıklarımı, yaşadığım dramları hatırladım. Bir yandan da annemin bu tür kitaplar okuduğunu hiç tahmin etmemiştim. Şimdi aynı şekilde ben de okuyorum, tabii şimdilik sadece bizim yaş gruplarıyla ilgili olanları… Kendimi eğittiğimi, yazılanlarla kıyaslayıp doğru veya yanlış yaptığımı düşünüp kendimi şekillendirdiğimi sanıyordum. Annem de aynı yollardan geçmiş. Ne garip, bana göre o dönemde annem büyük hatalar yapmıştı, beni hiç anlamamıştı. Ama aslında o da kendince doğru olanı yapmaya çalışmış, epey kafa yormuş. Sanırım bu işin bir doğrusu yok ve dünyanın neresinde olursa olsun, her anne ve her çocuk benzer yollardan geçiyor.

Hürriyet’in cumartesi ekinde bir köşe yazarı, Thomas Balmes’in ‘Babies’ adlı belgeselinden bahsetmiş. Seyretmeye can atıyorum. Dünyanın 4 ülkesinde, aynı gün doğan 4 bebeğin bir yılını izlemişler. Moğolistan, Japonya, Amerika ve Namibya. Seyretmedim ama proje muhteşem… Farklı koşullarda, farklı kültürlerde büyüyen bebekler ama gelişim süreçlerinin benzer olduğundan bahsediyor. Bebeklerin dili değişmiyor diyor, çok sevimli, duygulu anektodlar var.

http://www.thomasbalmes.com/babies/

İnsanın gelişiminde, sanırım bir ortak nokta da ergenlik, isyan… Yoksa tercüme veya farklı dönemlerde yazılmış kitaplar, günümüze, bize bu kadar rahat uyarlanabilir miydi?

Annemin verdiği kitaptan:
Bizim avuntumuz (belki de sadece yarım bir avuntu) onun çılgınlığının bir nedeni olduğudur. Onun davranışları gelişme evresine uyar. Ergenliğin amacı kişiliği serbest bırakmaktır. Çocuğun kişiliği gerekli değişikliklerden geçmektedir. Bu, düzenlilikten (çocukluktan), düzensizliğe (ergenliğe), sonra yeniden düzenliliğe (yetişkinliğe) geçiştir. Ergenlik her gencin kişiliğini yeniden kuracağı sağlıklı bir çılgınlık dönemidir. Kendisini anne-babasıyla olan çocukluk bağlarından koparması, yaşıtlarıyla yeni özdeşlikler kurması ve kendi benliğini bulması gerekmektedir.

Ve değindiği diğer bir nokta, bu tek başına yaşayacağı bir tecrübedir. Aslında annelik de biraz öyle değil mi, kim ne kadar okursa okusun, ne kadar öğüt verilirse verilsin herkes kendi hikayesini yazıyor, yaşıyor. Veya ben ergenliği hala atlatamadım, annemlerin dediklerine değil, yazılanlara rağbet ediyorum hala…

Kitabı okuduktan sonra az da olsa gözüm korkmadı değil, şu buluğ çağından… Bir arkadaşımın dileğine katılıyorum, umarım menopozuma denk gelmez…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s