Babalara ikinci ağızdan öğütler

Kimsenin içinden nasıl bir anne/baba çıkacağı önceden kestirilemiyor. Çocuk olduktan sonra da bunu tartışma zemini kimi durumlarda yaratılamıyor.

Bunun üzerine, fikirlerimi destekleyen kaynakları eposta yoluyla iletmek cazip bir anlatım biçimi halini aldı.

Aşağıda, kaynak gösterdiğim ‘Çocuk Genç ve Aile Danışmanlık Merkezi, Ekip Norma Razon’un sayfasından alıntı iki makalenin sadece bizim için önemli gördüğüm bölümlerini yazıldığı gibi birebir ekliyorum …

…. Aslına bakarsanız iyi bir baba olmanın sırrı eşinizin iyi bir anne olmasına, iyi bir anne olmanın sırrı ise eşinizin iyi bir baba olmasına bağlıdır. Aile içindeki rollerin dengeli dağılımı ve çocuğunuz için uygun rol-modeller olmanız, ilerde benzer rolleri çocuklarınız üstlendiğinde sergileyecekleri tutum ve davranışları belirleyecektir. Bu bilginin doğruluğunda tereddüde düşüyorsanız eğer, çocukken babanızı veya annenizi eleştirdiğiniz pek çok davranışı bugün çocuklarınıza uygulayıp uygulamadığınızı bir düşünün isterseniz.

Aile içinde çocukları yoracak en önemli ilişki biçimi karmaşıklaşan rol dağılımlarıdır. Hiçbir zaman babalardan anne, annelerden baba olmaları beklenmemelidir. Zira her iki rol hem nitelik hem de nicelik olarak birbirinden farklı karakterlerdedir. Yardımlaşma ve destek olma, o kimliğe bürünme anlamına gelmemektedir.

Annelik yaratıcı tarafından onlara bahşedilmiş bir özelliktir. Ben meslek hayatım süresince istisnalar haricinde korku ve kaygı durumlarında “babaaa” diye ağlayan bir bebek görmedim. Bu durumlarda en emin yer annenin kanatlarının altıdır. Her ne kadar eşlerimize söylemesek de yemeğin en güzelini annemiz yapmıyor mu? Biz babalar bile başımız sıkıştığında, üzgün ya da kaygılı olduğumuzda ya uzaktaki anneye ya da yanı başımızdaki anneye başımızı yaslamıyor muyuz?

Ancak, babanın çocuğun bireysel, sosyal ve psikolojik gelişimine büyük katkıları olduğu ve bu katkının yaşam boyu süreceği de unutulmamalıdır.

Babanın erkeksi ve dış dünyayı temsil eden görüntüsü, çocuğun bireyselleşmesine, iç kontrol mekanizmalarını kullanmayı öğrenmesine ve dış dünya ile daha rahat iletişim kurmasına olanak verir, onu cesaretlendirir.

Özellikle babaların çocuklarıyla gireceği diyaloglarda onların özgüvenini sarsıcı nitelendirmelerden kaçınmaları gerekir. Çocukların fiziksel özellikleri ve duygusal zayıflıklarıyla ilgili olumsuz eleştiriler daha sonra kolay kolay geri getiremeyeceğiniz güven problemlerinin ortaya çıkmasına yol açabilmektedir.

Toplumsal normlarla dışa dönük olarak şekillendirilmiş yapısından dolayı babanın çocuğuyla kurduğu doyurucu ilişki, verdiği tepkiler, tutumlar ve davranışlar analitik düşünce yapısını, sözel becerilerini ve bunlara bağlı olarak akademik başarısını olumlu yönde etkiler.

Erkek çocukların babalarıyla daha rahat iletişim kurdukları ve etkileşim halinde oldukları söylenebilir. Bu görüşün kuvvet kazanmasının nedeni sosyal tutum ve faaliyetlerde benzer seçimlerin söz konusu olmasıdır. Baba ve erkek çocuk arasındaki sosyal etkileşim ve oynanan oyunların niteliğine bakıldığında daha saldırgan örüntülere rastlanabilmektedir. Bedensel yüksek efor gerektiren futbol, boks gibi sporların izlenmesi, güreş taklidi oyunlar oynanması ve rekabete dayalı faaliyetler baba-oğul tarafından daha çok tercih edilmektedir. Tüm bu faaliyetler sırasında erkek çocuklar maskulen tutum ve davranışları, rekabeti, yenmeyi ve yenilmeyi babayı örnek alarak öğrenirler.

Babanın yokluğu veya ilgisizliği çocukta çeşitli uyum davranış bozukluklarına yol açabilmektedir. Babaların çok çalışmak zorunda olması onlara yeterli vakti ayırmamanızı gerektirmez. Zira önemli olan onlarla geçirdiğiniz zamanın uzunluğu değil, kalitesidir. İşleriniz ne kadar yoğun ve önemli olursa olsun, hayatının son anını yaşayan bir kişinin “Hay Allah ! Daha bitirmem gereken bir sürü işim vardı.” diyeceğini sanmıyorum.

Hayatınızda yeterli ilgi ve sevgiye yer vermediğiniz takdirde, siz farkında bile olmadan hayatınız yine yanınızdan akıp gidecektir, ama içindekilerle birlikte…

İkinci makaleden alıntı:

…..Baba çocuk için sadece dış dünyayı simgeleyen bir imaj değildir, aynı zamanda güç, kuvvet ve kudret simgesidir. Özellikle annenin çalışmadığı ailelerde, ailenin refah ve huzurunu sağlayan, evin tüm ihtiyaçlarını karşılayan babadır. Baba otoritesinin egemen olduğu ailelerde de baba, her alanda bilgi sahibi olan, her konuda görüşü sorulan, her an danışılan, onayı alınmadan hiçbir iş yapılmayan kişidir. Herkes her şeyi babaya danışır, ama baba kimseye danışmak ihtiyacını duymaz. Baba istediğini, istediği zaman yapabilen tek aile bireyidir. Çocuğun gözünde bu kadar güçlü olan baba, hayranlık duyulan ancak çekinilmesi gereken bir modeldir. Babasını güçlü bulan, ona hayranlık duyan, bu arada babasından sevgi ve ilgi gören çocuk, babasından ürkmez, baba otoritesini benimser, babanın koyduğu kurallara uygun şekilde davranmayı öğrenir, kendi davranışlarını değerlendirmeyi başarır, kendini yargılamayı ve idare etmeyi öğrenir. Babasını güçlü bulan ancak ondan şefkat görmediği için ona yaklaşmaktan korkan çocuk ise, baba otoritesini kabullenmekte güçlük çeker, kurallara karşı gelir.

Güçlü ve sevgi dolu bir baba, çocuk için güven kaynağıdır. Güçlü fakat itici bir baba, çocuk için endişe ve korku kaynağıdır. Çocuğun vicdanının oluşumunda ve değer yargıları edinmesinde etkili olan baba, çocuğun hayranlık duyduğu kadar, zaman zaman varlığından rahatsızlık duyduğu bir imajdır. Babası evde iken çocuk, annenin gözünde ikinci plana atıldığından ve özgürlüğü kısıtlandığından, rahatsız olur. Özellikle erkek çocuk belli dönemlerde annesi ve babasını paylaşmaktan mutsuz olur, babasını rakip olarak görür; bir yandan babası ile özdeşleşmek isterken, öte yandan ona karşı koymak, ondan kurtulmak, ona kendini kabul ettirmek ihtiyacını duyar. Çocuğun yaşadığı bu duygulardan haberdar olan bir baba, onun bu çelişkili durumdan kurtulmasına yardımcı olur. İyi bir baba, çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılarken ona sevgi, şefkat ve ilgi gösterir; duygularında ölçülü, dengeli ve kararlı olmayı becerir. Bu baba fırsat buldukça çocuğuna zaman ayırır; çocuğu ile iyi bir iletişim kurmanın yollarını arar, çocuğunu tanıyarak yetenek ve ilgilerini keşfederek onu belli faaliyetlere yönlendirmeye çalışır; boş zamanlarında çocuğu ile oyun oynar, kitap okur, dertleşir, belli konuları tartışır, gezi programları yapar.

İyi bir baba çocuğa evde belli haklar tanırken, belli sorumluluklar verir, evdeki bazı onarım çalışmalarında çocuğundan yardım alır, belli faaliyetleri çocuğu ile paylaşarak onu mutlu kılar. Çocuğunu mutlu kılan bir baba, baba -çocuk ilişkilerini olumlu bir şekilde kurma ve geliştirmede başarılı olan bir baba, çocuğu ile birlikte olmaktan mutluluk duyar. Dodson’a göre “Hiç kimse iyi baba olarak doğmaz. İyi baba olmak sabır, sevgi, araştırma ve bilgi işidir.” Yine Dodosan’a göre ” Bir erkek için duygusal yönden alacağı hiçbir ödül, çocuklarının doğdukları andan, yaşamı kendi başlarına yüklenecekleri çağa kadar, onları gereğince yetiştirebilmek kadar doyurucu olamaz.”

Artık çocuğunun gelişiminde etkin bir rol almak isteyen babaya, garip bir gözle bakıldığı devirler geride kalmıştır. Günümüzde babalar, çocuk bakımında da, eğitiminde de, en az anneler kadar başarılı olabileceklerini, birçok toplumda kanıtlamışlardır. O halde babalar çocukları dünyaya geldiği andan itibaren varlıklarını ve etkinliklerini onlara gösterebilmelidirler. Unutmamak gerekir ki, çocuğun beden ve ruh sağlığına sahip olabilmesi için bir anne, bir de baba modeline ihtiyacı vardır. Ne anne babanın yerini tutabilir, ne de baba anneninkini! Her birinin cinsiyetlerine uygun olarak yerine getirmekle yükümlü olduğu görevler farklıdır. Bu nedenle anne de, baba da, kendi payına düşen görevi üstlenmeli; çocuğun bakım ve eğitiminde birlikte rol almalıdırlar.

Reklamlar

El oyunları

Bunu bir internet sitesinden bilgisayarıma kopyalamıştım. Birden karşıma çıktı, vakit buldukça deniyordum, unutmuşum, eğlendiriyor insanı. Gösteriye çıkar gibi, denemeden, sessizce üç beş prova yaptığımı hatırlıyorum…

ÜÇ TOP
Bu bir top ( Bir elin işaret parmağı ile baş parmağı birleştirilir.)
Bu da bir top ( İki elin bütün parmakları karşılıklı birleştirilir.)
Ve işte kocaman bir top daha (Kollar başın üstünde daire yapılarak birleştirilir.)
Haydi sayalım toplarımızı
Bir…iki…üç… (Birinci, ikinci, üçüncü, hareketler sırasıyla yapılır.
KARDEŞİMİN TOPU
Kardeşimin bir topu var (İki elin bütün parmakları karşılıklı birleştirilerek top yapılır.)
Yumuşacık, yuvarlak (Parmaklar esnetilir.)
Bir de çekici var (Bir el yumruk yapılıp sallanır)
Bak vuruyor yavrucak (İki el yumruk yapılır, üst üste vurulur.)
Borazanı düt..düt.. diye.
Öttürür de öttürür. (Eller boru gibi yapılıp, ağza götürülür.)
Bazen de ceee yapıp,
Herkesi güldürür. (İki el ile yüz kapanıp, açılır.)
SAR MAKARAYI
Sar, sar, sar makarayı (iki el döndürülerek sarma hareketi yapılır.)
Çöz, çöz, çöz makarayı (eller ters yönde döndürülerek çözme hareketi yapılır.)
On kilo pekmez (iki elin parmakları öne doğru uzatılıp gösterilir.)
Yala, yala bitmez (iki el sıra ile ağza götürülerek yalama hareketi yapılır.)
Beşi sana, beşi bana (bir el öne uzatılır, diğer el göğse konulur.)
Ayşe… (eller üç kez alkışlanır.)
Fatma… (üç kez alkışlanır.)
Boncuk… (üç kez alkışlanır.)
Aslan geliyor, kaplan geliyor (eller ve kollar sıra ile yana açılır.)
Çekilin yoldan tıp… (kollar birbirine kenetlenip, bağlanır ve sessiz durulur.)
PARMAK KAÇ
Baş parmağım, baş parmağım nerdesin? (İki el arkaya saklanır.)
Buradayım (İki elin baş parmağı önde karşılıklı tutulur.)
Nasılsın efendim? ( Bir elin baş parmağı diğer baş parmağa doğru eğilerek hareket ettirilir.)
Teşekkür ederim. (Diğer baş parmak hareket ettirilir.)
Parmak kaç, parmak kaç (Önce sağ el, sonra sol el sıra ile arkaya saklanır.)
İşaret parmağım…
Orta parmağım…
Yüzük parmağım…
Serçe parmağım…şeklinde parmak oyunu tamamlanır.
ŞAP ŞAP
Şap şap diye, elleri çırparım. (Eller iki kez çırpılır.)
Pat pat diye, başlara vuralım. (Sırayla başın iki yanına vurulur.)
Haydi sessizce, kolumuzu saralım. (Kollar kavuşturulur.)
Elleri çırpalım. (İki kere eller çırpılır.)
ÖRDEK AİLESİ
Bu baba ördek, (baş parmak gösterilir)
Bu anne ördek, (diğer eldeki baş parmak gösterilir)
Bunlar da yavrular, (Elin diğer parmakları gösterilir)
Vak, vak diyorlar, (iki el üst üste konulur, gaga yapılır)
Derede yüzüyorlar.( yüzme hareketi yapılır)
Bir balık görünce, (el alına konularak, izleme hareketi yapılır)
Yakalayıp yiyorlar.( eller hızla vurulup, yakalama ve yeme hareketi yapılır)
İNSANLAR
Uzun insanlar, kısa insanlar (El ile uzun kısa hareketleri yapılır.)
Mutsuz insanlar, mutlu insanlar, (Yüz mimikleri ile ifade edilir.)
Şişman insanlar, zayıf insanlar, (Şişman ve zayıf hareketleri yapılır.)
Hızlı gidenler, yavaş gidenler, (Hızlı, yavaş parmaklarla gösterilir.)
Tembel insanlar, çalışkan insanlar.(Beden hareketleri ile canlandırılır.)
VÜCUDUM
Baş, gövde, bacaklar, (Vücudun bölümleri sırasıyla gösterilir.)
Hepsi benim vücudumda var. (Vücut bütün olarak gösterilir.)
Ona iyi bakarım,
Her gün spor yaparım.( Kollar omuz hizasında açılıp kapanır.)
Yararlı besinlerle, (Yeme hareketi yapılır.)
Vücuduma sağlık katarım. (Pazular gösterilerek güçlü olma hareketi yapılır.)
SAĞ EL, SOL EL
İşte sağ elim, havaya kaldırırım (Sağ el yukarı kaldırılır.)
Bu da sol elim gökyüzünü tutarım. (Sol el yukarı kaldırılır.)
Sağ el, sol elime bakar, (Eller karşılıklı tutulur.)
İşte böyle “şap şap‿ yapar. (İki kez alkışlanır.)
İKİ EV
Tepede iki ev var,(İki el yumruk yapılır öne uzatılır.)
Bu evde Ayşe oturur, ( Sağ el yumruk yapılır öne uzatılır ve baş parmağı çıkarılır.)
Bu evde Fatma oturur, (Sol el yumruk yapılır öne uzatılır ve baş parmağı çıkarılır.)
Bir gün Ayşe evden çıktı, (Sağ elin baş parmağı gösterilir.)
Tepeye tırmandı, (Eller yukarı kaldırılır.)
Tepeden aşağıya indi. (Eller aşağıya indirilir.)
Bir o tarafa, bir bu tarafa baktı. (Sağ elin baş parmağı sağa sola hareket ettirilir.)
Fakat kimseleri göremedi,
Küçük evine girdi, (Sağ elin baş parmağı avuç içine saklanır.)
Ertesi gün Fatma evinden çıktı, (Aynı sözler ve hareketler tekrarlanır.)
Bir başka gün Ayşe ve Fatma, (İki elin baş parmakları kaldırılır.)
Evlerinden çıktılar.
Tepeye tırmandılar,tepeden indiler, (Eller yukarı aşağı hareket ettirilir.)
Ve birbirlerini gördüler.(Baş parmaklar karşılıklı tutulur.)
Ayşe Fatma’ya “Günaydın, nasılsın ?‿ dedi.
Sonra kol kola girdiler
Ve okula gittiler.
(Sınıftaki çocukların isimleri kullanılarak, değişiklik yapılabilir. )
ÖRÜMCEK KARDEŞ
Örümcek kardeş duvara, (Parmaklar üst üste konur, serçe parmaktan başlanarak parmak uçları oynatılır.)
Tırmandı tırmandı,
Yağmur yağdı yağdı, (Parmaklarla yağmur yağması hareketi yapılır.)
Örümcek kardeş ıslandı, (Eller büzülüp, çene altına yapıştırılır.)
Güneş açtı açtı, (Kollar yarım daire şeklinde, yukarıda açılır.)
Örümcek kardeş kurudu,
Yavrularını toplayıp
Uykuya daldı. (Avuç içleri birleştirilip, yanağa konur.)
PENCERE
Odamda küçük bir pencere var (İki el yan yana açılıp, kapatılır.)
Kolunu çevirip açarım (Açma hareketi yapılır.)
Penceremden başımı uzatıp (Baş hafifçe öne uzatılır.)
Sağa sola bakarım. (Baş sağa, sola hareket ettirilir.)
Penceremin önünde temiz hava alırım. (Kollar yana açılıp nefes alınarak ciğerler şişirilir.)
Akşam olunca kapatır, (Kapatma hareketi yapılır.)
Yatağıma yatarım. (Uyuma hareketi yapılır.)
YEŞİL ŞİŞE
Beş yeşil şişe sallanıyor, (Baş parmak açılarak, el sallanır.)
İçlerinden biri, pat düştü yere.(Bir parmak kapatılır.)
Dört…
İçlerinden biri, pat düştü yere.(İki parmak kapatılır.)
Üç…
İçlerinden biri, pat düştü yere.(Üç parmak kapatılır.)
İki…
İçlerinden biri, pat düştü yere.(Dört parmak kapatılır.)
Bir…
İçlerinden biri, pat düştü yere.(Beş parmağın tamamı kapatılır.)
Hiç yeşil şişe sallanmıyor.(Baş olumsuz anlamda yanlara sallanır.)
MİKROP
Mikrop çıkmış yürümüş, yürümüş…(Sağ elin baş parmağı sol kol üzerinde yürütülür.)
Bir evin açık kapısından içeri girmiş. (Avuç ortasına gelinir.)
Bir de bakmış merdivenler var,
Başlamış çıkmaya. (Parmaklardan çıkılır.)
Üst kata çıkınca, kapıyı vurmuş. (Elin üst kısmına diğer elle vurulur.)
Tak… tak… kim o ? (Çocuk sesi verilir, sağ baş parmak sallanır.)
Ben. Bay mikrop. (Sağ elin baş parmağı mikroptur.)
Ne istiyorsun? (Çocuk sesi verilerek diğer baş parmak sallanır.)
Seni hasta etmeye geldim. (Mikrobun sesi verilir.)
Yaa… Beni hasta edemezsin. (Hayır anlamında baş iki yana sallanır, işaret parmağı saklanır.)
Bol bol uyudum, (Uyuma hareketi yapılır.)
İyi gıdalarla beslendim, (Eller ağza götürülerek yeme hareketi yapılır.)
Temiz bir çocuğum, (Vücut gösterilir.)
Aşı da oldum, (İşaret parmağı ile, iğne yapma hareketi yapılır.)
Beni hasta edemezsin. (Baş iki yana sallanır.)
Ben gidiyorum. (Mikrop merdivenlerden ıh, ıh diye parmaklardan indirilir.)
Annesi sabunlu su ile temizlik yapıyormuş,
Mikrobun ayağı kaymış, yuvarlamış, (Yuvarlanma hareketi yapılır.)
Kendisini kapının dışında bulmuş. (Eller sallanarak dışarıyı gösterme işareti yapılır.)
MİSAFİR
Tık, tık, tık, (Sol el yumruk yapılarak, sağ elin baş parmağına vurulur.)
Kim o, kim o ? (Sağ elin baş parmağı hareket ettirilir.)
Konuk geldi, konuk, (Sol elin baş parmağı hareket ettirilir.)
Ne istiyor konuk ? (Sağ elin baş parmağı hareket ettirilir.)
Bir yatacak yer. (El başa konulur, baş hafifçe yatırılır.)
Dur babama sorayım,
Baba, baba (Sağ elin baş parmağı işaret parmağına değdirilir.)
Efendim, efendim. (Sağ elin işaret parmağı hareket ettirilir.)
Konuk geldi, konuk. (Sağ elin baş parmağı hareket ettirilir.)
Ne istiyor konuk? (Sağ elin işaret parmağı hareket ettirilir.)
Bir yatacak yer. (El başa konulur, baş hafifçe yatırılır.)
Söyle içeri gelsin. (El ile kapı açma hareketi yapılır.)
Allah rahatlık versin. (İki el yanağa konur ve baş hafifçe yatırılır.)
ON PARMAK
Benim on parmağım var, (İki elin parmakları gösterilir.)
Hepsi benim. (Eller parmaklar göğüste kavuşturulur.)
Sımsıkı kapar, (Her iki el yumulur.)
Kocaman açarım, (Ellerin parmakları açılır.)
Birbirine kavuşturur,(Eller kavuşturulur.)
Arkama saklarım, (Eller arkaya saklanır.)
Yukarı kaldırır, (Kollar yukarı gerilerek kaldırılır.)
Aşağı indiririm, (Kollar bedenin iki yanına sarkıtılır.)
Sonra kucağımda dinlendiririm. (Eller rahat biçimde kavuşturulur, kucağa konur.)
SAAT
Kolumdaki saat, (Bilek gösterir.)
Tık tık, tık tık ses çıkarır. (Baş çok hafif sallanır.)
Masadaki saat, (Parmaklar kenetlenip, kollar ileri doğru itilir.)
Tik tok, tik tok yapar. (İşaret parmağı sağa-sola sallanır.)
Duvardaki saat. (İşaret parmağı ile duvar gösterilir.)
Ding dong, ding dong der. (Baş iki yana sal
VÜCUDUMUZ
Gürbüz bir parmak (Baş parmak gösterilir)
Ne hoştur sayı saymak
İşte bunlardan iki (iki parmak gösterilir)
İkinin var iki teki.
Şimdi üç oldular, azıcık çoğaldılar
Dört oldular bunlar bakın
Beş kardeş ne güzeldir,
Hepsi de bir eldedir
Bunlar oldu altıparmaklar ne çoğaldı
Altı bir daha yedi, daha sayma bitmedi
Bunlar da sekiz kardeş
Hepsi ikiz kardeş
Şimdi dokuz oldular, parmaklar çoğaldılar.
Parmaklar on oldu,
Eller parmakla doldu.
ON PARMAK
Benim on parmağım var (iki parmak gösterilir)
Sağ elimde beş parmak (sağ elin 5 parmağı gösterilir)
Sol elimde beş parmak (sol elin beş parmağı gösterilir)
Ben onlarla her şey yaparım (iki el açılarak göğüs üzerine konur)
Sayı sayar
Yazı yazarım (parmak ile havada yazı yazılır)
Birbirine kavuşturur (kollar birbirine bağlanır)
Arkamda saklarım (eller arkaya saklanır)
Yukarı kaldırır (eller yukarı kaldırılır)
Aşağı indirir (eller aşağı indirilir)
Yorulunca kucağımda dinlendiririm (eller dizler üzerine konur )
KURBAĞA KARDEŞ
Beş küçük kurbağa oturuyor (bir parmak avuç içine saklanır)
Biri yüzmeye gitti kaldı dört (dört parmak gösterilir)
Biri suya atladı kaldı üç (üç parmak gösterilir)
Üç küçük kurbağa biz ne yapalım dediler
İkisi suya atladı kaldı bir (bir parmak gösterilir)
Bir kurbağa “pek eğlenceli‿ diyerek suya atladı (suya atlama hareketi yapılır)
Hiç kurbağa kalmadı (parmakların hepsi avuç içine saklanır)

‘Bebeğimi bırakıp işe başlamak için doğru zaman hangisi?’ Güzel bir cevap buldum

Alıntı: http://www.istanbulparentingclass.com/

Bebek Gelisimi: Bebeğimi bırakıp işe başlamak için doğru zaman hangisi?

Yapılan pek çok araştırma, çocukların hem fiziksel hem de psikolojik açıdan sağlıklı gelişimi için doğumdan itibaren sabit bir bakımverenle (anne, baba, bakıcı, büyükanne, büyükbaba gibi) süreklilik içeren sevecen bir ilişki içinde bulunmasının şart olduğunu göstermektedir (Bowlby, 1980; Brazelton, 2000; Erikson, 1987, Greenspan, 1999). Ancak günümüzde, annenin iş hayatına dönme zorunluluğu, güvenilir bir bakıcı bulamama, kreşlerdeki bakımın yetersizliği gibi sebeplerle pek çok çocuk süreklilik içeren sevecen bir ilişki deneyiminden mahrum kalmakta ve gelişimsel açıdan dezavantajlı duruma düşmektedir.

Bu durumun bilincinde olan çoğu anne, işe dönme kararını verirken fazlasıyla zorlanır ve genelde yoğun suçluluk duygusu yaşar. Bebekleri için en iyisinin ne olduğunu öğrenmek isteyen bu annelerin aklında “Bebeğimi bırakıp işe başlamak için en doğru zaman ne zamandır?”, “Kreşe başlatmak için doğru yaş hangisidir?” gibi sorular vardır. Aslında, çocuk bakımını düzenleme ve işe geri dönme konusundaki kararlarınızı belirleyecek tek ve net bir kural bulunmamaktadır. Her aile kendine özgü şartlar içinde yaşamaktadır ve en iyi çözümün ne olduğu aileden aileye farklılık gösterir.

Gelişimsel açıdan baktığımızda, şartların mükemmel olduğu bir dünyada yaşamın ilk yılları boyunca anne ve/veya babanın yoğun şekilde bebekleriyle birlikte vakit geçirmeleri gerekirdi. Ama gerçek hayat koşulları, sosyal ve ekonomik baskılar, kadının iş hayatındaki rolü bu idealle çatışmaktadır. Bebeğiniz, kendiniz ve aileniz için en iyi olan arasındaki dengeyi bulmaya çalışmak başlı başına bir iş haline gelmiştir.

Sizin için en iyisinin ne olduğu ile bebeğiniz için en iyisinin ne olduğu birbirine bağlıdır. Durumunuzla ilgili ne hissettiğiniz ve stresle nasıl başa çıktığınız bebeğinizle olan ilişkiniz açısından çok önemlidir. Eğer evde olmak ve işe dönmemek size büyük bir hayal kırıklığı ya da mutsuzluk yaşatıyorsa, çocuğunuzla evde doğru şekilde etkileşim kuramazsınız. Eğer işe dönmek ve bebeğinizin bakımını bir başkasıyla paylaşmak size büyük bir kayıp hissi yaşatıyorsa, bu da bebeğinizle olan ilişkinizi etkiler. En önemli olan şey, yaptığınız seçimle rahat edebilecek olmanızdır. Size tamamen yanlış gelen bir fikri yürürlüğe koymanızın kimseye faydası olmaz.

İşe geri dönme kararınızı verirken anneliğin büyük bir iş olduğunu, belli bir zaman aralığına indirgemenin ya da iş saatlerinin arasına sıkıştırmanın çok kolay olmadığını bilmeniz önemlidir. Yapılan araştırma ve gözlemler annelik rolünde ılımlı ve ölçülü olmanın kilit nokta olduğunu göstermektedir. Haftalık 40 saati aşan iş temposunun hem anneye hem bebeğe çok fazla geldiği kanıtlanmıştır. Diğer taraftan kendini çocuğuna tamamen bağlayan, çocuktan uzak vakit hiç geçirmeyen annelerin de en sonunda bunaldığı görülmektedir. Yarım zamanlı işler ya da iş saatleri konusunda esneklik en az suçluluk yaratan ve en fazla tatmin sağlayan seçenek gibi gözükmektedir. Ama maalesef ki çoğu iş yarım zamanlı yapılamamaktadır ve bazen ailenin finansal durumu her iki ebeveynin de tam zamanlı çalışmasını gerektirmektedir. Eğer ebeveynlerden biri için iş saatlerini azaltma fırsatı varsa, yaşamın ilk yıllarında bu fırsatı değerlendirmenizi tavsiye ederim.

Pek çok anne, mükemmel çocuk yetiştirmeyi garantileyecek tek bir seçenek olduğuna inanmak ister ve kendine güvenen, ayrılma problemi ya da güvensizlikleri olmayan bir çocuk hayal eder. Maalesef ki bir çocuğun sürekli olarak iyiliğini garantileyecek bir formül yoktur. “Anne mutlu olursa çocuk da mutlu olur.” ya da “İlk 3 yıl evde olursam çocuğum için her şey mükemmel olacak” gibi basit cevapların olabileceğine inanmak istesek de bilmeliyiz ki ebeveynin işle ilgili tercihi ne olursa olsun bütün çocuklar yaşamlarının belli zamanlarında zorlanır ve mücadele yaşarlar. Anne ve çocuk arasındaki özel bağın çok farklı koşullarda ve pek çok fırtınaya rağmen gelişmeye devam ettiğini bilmek gerekir. Çalışan anneler de evde olan anneler de çocuklarıyla sağlıklı, sevecen ve güçlü bir ilişki sürdürebilirler. Bebeğinizdeki ve kendinizdeki sevebilme kapasitesini asla küçümsemeyin.