Anaokuluna karar verirken

Sonunda kaydını yaptırdık. Ekimde başlayacak.

Seçtiğimiz anaokulunda sadece 4 yaşına kadar çocuk var, 5 ve 6 yaş artık ilkokula hazırlık olarak değerlendirildiği için ana binada ders görüyorlarmış.

2008 doğumluların oyun grubu 9.30 11.30 arası haftada 3 gün.
Bahçesinde küçük bir parkı olan müstakil bir bina.
Sınıf kontenjanı 10 çocukla sınırlı, bir sınıf öğretmeni ve bir yardımcı öğretmeni olacak, ayrıca çocukların öz bakımlarıyla uğraşan bir yardımcı varmış. Anadili İngilizce olan bir eğitmen de onlara katılıp oyunlar oynatıp, şarkılar söyletiyormuş.
Ara öğün olarak beraber kek, börek yiyeceklermiş. Masayı kendileri kurup kaldıracakmış.

Buraya kadar benim aradığım özelliklere sahip bir okul. Ancak gene de diğerlerinde de aklım kalmadı değil. Hala acaba mılar gelip gidiyor.

• Bu sene için, çok kalabalık ve büyük yaş gruplarının olmamasını istemiştim. Diğer taraftan doğum yılına göre gruplanması da iyi aslında, bizimki tam ara bir ayda doğduğu için kendinden büyükler de küçükler de olacak. Bu yaşlarda birkaç ay hala fark yaratabiliyor.

• Bahçesi olması ilk etapta önemli değilmiş gibi geldi. Ama ne olursa olsun kurtlarını dökmesi için yaz kış dışarıda oynaması gerekli. Sabahları ayrıca parka uğramaya gerek kalmayacak. Şimdilik planım, okula 15 20 dakika erken gitmek, bir de çıkışta gene 15 20 dakika oynasa bize sabah faslı için yeterli olur. Kimi okul (veya eğitim kurumu) bunu önemli bir artı olarak sunup, çocuğunuzu her hava koşulunda bahçede oynaması için çıkartıyoruz diye satıyor. Bizim gitmeyi planladığımızın böyle bir şartı yok ancak böyle bir imkânı var, faydalanmak veliye kalmış.

• Bütün dersleri anadili İngilizce olan eğitmenlerle yürüten ve çocuğa dil öğretmek konusunda iddialı hiç de fena olmayan okullar var. Ancak fiyatları ortalamanın üzerinde, bize yürüme mesafesinde değil, en yakın olanı da çok kalabalık bir okul. Gene de yabancı bir dile kulak aşinalığı olmasını istiyordum. Bizimki bunu bir oyun gibi algılıyor ve yabancıları taklit etmekten çok hoşlanıyor, laf yetiştiriyor filan. Burada en kötüsünden bir iki şarkı öğrenir.

• Esas önemsediğim eğitmenin çocuğa yaklaşımı. Daha ara bir yaşta oldukları için, ziyaret ettiğim yerlerde çoğu eğitmen bu yaş grubuna bebekmiş gibi davranıyor. Her teşebbüsüne el atıp, çocuğa her ne yapıyorsa, bu sandalyeye çıkmak veya bir oyuncakla oynamak olabilir deneme imkânı tanımıyor.
Kayıttan önce gidip öğretmenimizle tanıştık. Türk’üz işte mesele çocuk olunca lafta mesafe olsa bile elimizi atmadan ona temas etmeden işleri yürütemiyoruz. İllaki bir agucuk bugucuk konduruyoruz. Bunlar da birer birey o şekilde davranılmasını istiyorum. Başkasının çocuğunu görünce ben de öyle oluyorum gerçi ama onların görevi bu. Belki de çocuk sevgisinden kaynaklanıyordur. Daha eğitim yılının başı, onca çocukla uğraşmaktan kafası şişince o da normale döner belki.

• Ziyaret ettiğim her okulda en az bir ara öğün veriliyor zaten. Kimi meyve, kimi bisküvi mühim olan çocukları bir arada toplayıp yemek yemelerine vesile olacak minik bir seremoni yapılması, masada beraber yemeğe teşvik. Bununla beraber kendi kendine el yıkamak, masa kurmak, kaldırmak, bardak çatal kullanabilmek gibi öğretilebilecek başka beceriler var. Kimi kurum bunu ciddiye alıp, pazarlamasında beceri kazandırma, sorumluluk bilinci oluşturma vb laflarla satış kozu olarak kullanıyor. Benim için de önemli bir kriter aslında. Alıcı olarak bunu da dikkate alıyordum. Burada da yapılacağı söyleniyor, göreceğiz bakalım. Masayı toplayacak eleman yetiştirmelerini istiyorum, evde çalıştırmak istiyorum.

Artıları eksileri, benzerlik ve farklılıkları, yıllık, aylık, saatlik fiyat farklarını dizdik. Sonuç, en yakın okul en makbuldür çıktı. Araba işin içine girince, İstanbul trafiği iş saati, yağmur vs gibi detaylara hiç girmeden düşündüğümüzde, evin kapısından çıkıp okulun kapısına varmak en yakın mesafe bile yarım saat. Zaten iki saat oyun oynamaya gidecek o kadar yol tepmeye gerek var mı dedik ve yürüme mesafesindeki okulda karar kıldık.
Daha sayacak tonla kriter var aslında ama diğer unsurlar gerçekten ikincil planda değerlendirildi. Onca kafa yorduk, sonuç tüm bu unsurlardan bağımsız çıktı.

‘Güvenilir ve yakın olan’

O yüzden doğru mu karar verdik hala emin olamıyorum ya. İçime sinmesi için başlayıp, yaşamamız gerekecek.

Anaokulu seçmek

Daha yaz başlamadan, önümüzdeki dönemde annesiz katılım gösterebileceği yeni bir oyun grubuna başlatmayı aklıma koymuştum.

Yakın çevremizdeki anaokullarını ve oyun gruplarını araştırdım. Ne kadar da çok seçenek varmış meğersem.

İlk ziyaretlerimde her şey o kadar yeni, laflar bir o kadar süslü, vaatler göz doldurucuydu. Bu pazarda daha taze olduğum sorularımdan, her halimden belli oluyordur. Cahil yolunacak bir kaz gibi hissettiğimi söylemeliyim.

Çocuk doktoruyla olan ilişki gibi, esas olan çocuk, hasta/müşteri alıcı o. Biz ebeveynler ise karar veren ve para ödeyeniz. Derme çatma bilgimize dayanarak doğru yaptıklarına kanaat getirip, çocuğu onların ellerine teslim edeceğiz ve güvenmek zorundayız.

Doktor seçerken de bu kadar zorlanmıştım. Doğru bir karar vereyim kapı kapı dolaşmayalım istedim. Okul için de aynı şekilde, içimize sinmesini, uzun soluklu bir ilişki olmasını temenni ediyorum hala…

Ezo Sunal, Gymboree, Small Hands, Early Steps, Play Barn, Mini Club, Montessorie, Eyüpoğlu, My Gym daha gitmediklerim de var.

Orff, One to zero, Montessorie, International Baccalaureate, Immersion, QCDA gibi gibi İngiliz, Amerikan, İtalyan, Alman kökenli çeşit çeşit eğitim programları var. Her kurum kullandığı programı anlatan seminerler düzenleniyor, dosyalar veriyor. Ayrı bir kürsü gibi bu, bir sürü okuma ve araştırma gerektiriyor, elbette ki internetten de bir bakılıyor. Eşe dosta konuya komşuya, parktaki annelere bir danışılıyor.

Alt tarafı haftada 3 gün 2 saat bir yerde oyun oynayacak değil mi?

Yok, bu işlere bulaşınca daha ileriki yaşlarla ilgili detaylar kulağına çalınıyor. Bilmem kim okulu 3 yaşında mülakatla diğeri şu yaşta kurayla alıyormuş. Bir anaokuluna kapak atıp lisesinden çıkmalıymış. Sonra sporu, müziği var bu işin. Onlarda kabiliyeti, şansı denenmeli ona da karar vermeliymiş. Şimdiden üniversite sınavına kadar ki süreci değerlendirmeye çalışırken buldum kendimi.

Bu arada, istemeden de olsa insan kendi tecrübelerini de devreye sokuyor.

Bayram öncesi kafam kazan gibi, ciddi bir yük var omuzlarımda… Ben karar vereceğim neticede, gerisi iplik söküğü…

Ama önce bayram
neşe dolmalı insan…

İYİ BAYRAMLAR