Kendi anneme sordum ‘anneliği’

Kızım anne olunca

Kızım hamile olduğunu söylediğinde sevinmenin çok ötesinde duygulandım. Sonra ne olduğunu kendime sordum=ne hisettin ? gurur herhalde bu Mürvet olsa gerek dedim,sevinç buda genin devam etmesi dedim,mutluluk bu da ailemizin kalabalıklaşıp sofralarımızın büyümesi neşesi dedim,kızımın büyüdüğünün ispatı dedim.İşte hayat , yaşam budur. kendimin o gün yaşadıkları geldi.
İlk kızımın doğumuna gidiyoruz 24 yaşımdayım ne olacağını veya ne olduğunu bilmiyorum, heyecanlıyım Aydın daha heyecanlı elimi tutuyor. Bilgiler bugünkü gibi elimizin altında değil yani cahiliz. Annem “doğum çantanızı alalım” diyor, ben ise içimden ‘her işimize niçin karışıyor” diye sinirleniyorum. Sancılarım başladı ve doğumhaneye aldılar. İnanılmaz doğum sancıları sırasında doktor devam sarı saçlar göründü demesiyle son bir ıkınmayla kızımı doğurdum ve kucağıma verdiler işte o ana kadar çekilmiş sancılar hiç olmamış gibiydi ve tarif edilemez bu duygu anne sevgisi imiş. Karşılık beklemeden veren bu sevgi acı bilmez, yorulmak bilmez, belki çok kızar ama hep affedici dir. Tarifi güç olan bu sevgi Allahın annelere bahşettiği en yüce duygudur.
Hastaneden eve geldik bebeğin yıkanması lazım.Anneannem banyosunu hazırladı kızımla ben banyoya geldik “ben yıkayamıyacağımı söyledim” anneannem de Aydın la ben yıkarım dedi.Bebeği suya sokmalarınla ben çığlık çığlığa “çocuğumu öldürüyorsunuz” diye bağırdım.Bunca torun yıkayıp büyüttüğünü unutmuştum.
Kızımın bir yaş doğum gününde ikinci kez hamile kaldığımı öğrendim.O gün çifte doğum günü yaptım. Artık çocuk büyütmenin ne olduğunu öğrenmiş gibiydim. Hamilelik dönemi çabuk geçti ve doğum vakti geldi.Sancılar başladı bu sefer biraz uzun sürdü 24 saat ,doğumhaneye girdim bir ıkınmayla küçük kızımı da kucağıma verdiler.Bu inanılmaz hazzı bir daha tattığım için şükür ediyorum.Öğrendiğimi zannettiğim Çocuk bakımı şimdi daha zorlaşmıştı.Elimde Dr. Spock un kitabı bunu böyle mi yapsam, aman ayırım yapmayayım, yemek yetişti mi kocama nasıl güzel görünürüm, arkadaşlar ,derken vakit anneanneliğe kadar geldi.
Annelik bana hep öğretici olmuştur hem duygu hem de bilgi açısından. Kızlarım benim öğretmenlerim olmuştur. Benim disiplinli olmamı, sabırlı olmamı, düşünerek konuşmamı, düzenli olmamı, kabiliyetli olmamı, her an yeni şeylere açık olmamı, yemek yapmayı sevmemi, sosyal olmamı, sosyal aktivitelere katılmamı sağladılar. Onlara çok teşekkür ederim
Tabii bu arada biz anneanne olan anneler aramızda dertleşmeyi sürdürürken kızlarımızdan da yakınmayı ihmal etmiyoruz. Arkadaşım Serpil “yahu bizim Ayşe ye ne yapsak ne söylesek yaranamıyorum hatta çok kırılıyorum”dedi. Aynı duyguları bende taşıdığım için bir anda içimde bir hafiflik hissettim. Olanların olağan olduğunu ikimizde dertleşirken anladık ve gülmeye başladık ve her olan olayı artık karikatürize ederek birbirimize anlatıyoruz.
Anneannelerin köşesini yapmayı da öneriyorum. Eleştirildiğimizde de kırıldığımızda da beğenildiğimizde de paylaşmak istiyoruz. Ama biz çocuklarımızı çok seviyoruz.

Canım Annemden…

Not:
Anneanneler Blogu açılsın!

Çocuk disiplin ister, bense tembellik!

Çocuk olduktan sonra, hayatımdaki öncelikler de değişti. Ama hala çocuktan sonraki ilk önceliğim tembellik…

Çocuğum ve ben, iki kişinin hayatını sürüyormuşum gibi geliyor bazen. O kadar hızlı ve dolu geçiyor ki günler, sürekli bir şeyleri yetiştirmeye ve programlamaya çalışarak.

Eskiden bir arkadaşınla oturup kahve içmek, kısa bir sohbet etmenin kaç dakika aldığına dikkat etmezdim, meğersem o buluşmanın keyfi çıkması, konuların alevlenmesi için en az 2 saat lazımmış.

Zamanı hesaplamadan yaşamak ne kadar büyük bir lüksmüş meğer. Çalışırken sabahlamak, okurken anlayana kadar kafa patlatmak, çalışmayı ertelemek için onca bahane üretmek, uyanmamak için alarmı 5 dakika daha ertelemek… Zamanın kıymetini çocuğum olduktan sonra anlamaya başladım.

Uyanmayı erteleyemezsin. O uyurken işlerini halletmen, dışarı çıkacaksan çantasını önceden hazırlaman gerekir. Ne kadar süreyle, nereye gideceğine göre yanına alman gerekenleri hesap edersin. Akşama sütünü, öğlene yemeğini, kıyafetini, üşümesin diye örtüsünü, özlemesin diye ayısını almayı düşünürsün. Kabız oldu kabak, cırcır oldu muz yesin, yediğini yemediğini dert edersin. Hele bir de hastalanmaya görsün, vicdanın bir yandan yoklar, diğer taraftan uykusuzluk, ev toparlanmak bilmez, evdeki hesap çarşıya uymaz.

Çocukların disiplinli büyümesinin rahatlığından bahsedilir hep, anne açısından da bu geçerlidir bence. Bir hafta ne kadar programlı, hesaplı kitaplı geçerse, o kadar az yoruluyor insan.

Kafamda daima bir yapılacaklar listesi bulunur. Ertesi günün programına göre yemekler önceden hazırlanır, uyanma saatine göre program revize edilir. Sabah uykusunda evde isek kendime biraz vakit ayırırım. Bu böyle devam eder…

Ama ne zamanki beklenenden uzun uyudu, akşam hiç uyanmadı, program tıkırında gidiyor ve kendime ekstradan vakit kalıyor, işte o anda ne yapacağımı şaşırıyorum. Genelde rutinimiz dışında boş vaktim olunca hemen televizyonu açıyorum, bağımlılık maddesi gibi sakinleştiriyor beni veya telefona sarılıyorum arkadaşlarımı arayıp geyik yapıyorum.

Alışık değilim aslında bu kadar disiplinli ve programlı yaşamaya. Bu durum çok çalışmak veya uykusuz kalmak gibi değil. Kafamda sürekli bir hesap var. Saatleri denkleştirme, işleri halletme vesaire… Boşta veya çocuğumu bırakınca ne yapacağımı şaşırıyorum, devrelerim yanıyor.

Sürekli biri adına düşünmek alışkanlık yapıyor olsa gerek. Demek ki belli bir yaştan sonra anne çocuk çatışması bu yüzden yaşanıyor. Çocuk kendi kararlarını almaya başlasa da, anne kendini durduramıyor, onun adına düşünmeye devam ediyor. Şimdi yazarken yapıyorum bu tespiti, yeni anlıyorum annemi. Ey yeni anneler dikkat bir evrim süreci içindeyiz dikkat. ‘Her kadın anne olana kadar çocuktur.’ Çocukluk evremiz bitiyor mu?