Anne kural koyucu, baba oyun kurucu

Tatil rolleri de oturdu. Buna bağlı olarak ilişkiler de şekil değiştirmeye başladı. Baba İstanbul’daki günlük rutinimiz de yoktu. Tatil baba oğul ilişkisinin kuvvetlenmesi için yoğun bir ortam sağladı.

Anne ihtiyaçlara bakan, zamanı ayarlayan, kural koyan; baba ise boş zamanları değerlendiren, başıboş gezintilere müdahale etmeden eşlik eden, oyun kuran oldu.

Haliyle uykusu gelip, karnı acıktığında veya susadığında anne, diğer tüm zamanlarda babacı oluverdi. Benimle kuralların delinemediğini, hayırsa vazgeçiremeyeceğini bildiği için, mesela yemek ortasında hadi baba oynayalım, dolanalım diye ona yanaştı.

Bu durum şu güne kadar canımı sıkmadı, çünkü kendime ayıracak, ayaklarımı iki uzatabileceğim bir zaman araladı bana. Ancak yalnız geçirdiğimiz anne oğul ilişkimizi özledim, aşkımızı geri istedim.

İstanbul’a geri dönüp babası gene çalışmaya başladığında biraz sancısını çekeriz sonrasında toparlanır diye umut ediyorum.

Ne kadar dil döksem de babanın tavrını değiştiremeyeceğimi de gördüm. Biraz da görüşememenin verdiği vicdan azabıyla kural delici ve onun isteklerine doğrultusunda davranıyor sanırım. Tatil, benim de kurallarımı epeyce gevşetti aslında.

Diğer bir taraftan gerçekten saatler birbirini kovalıyor, sürekli bir hareket ve iş hali var aslında. Fiziksel olarak yorucu bir tatil. İlk birkaç akşam oğlan yattıktan sonra şöyle bir demlenelim dedik ama bünye tekrar saat 6 da kalkıp o koşuşturmacayı kaldıramıyor. Ben de artık 10 oldu mu pestil gibi yığılıyorum. Hatta mekâna yabancılık çeker ihtimalini kendime bahane edip, kıvrılıp uyuyorum ben de …

1 kala

(2 yaşına bir ay, tatile bir gün kala)

Babamızla işinin gereği, çalışırken pek görüşemiyoruz. Yaz geldi, babamız da boşa çıktı. Haliyle ertelenmiş bir sürü program ajandamıza girdi ve bir koşturmacadır devam ediyor. Bir yandan hasret gideriyoruz, bir yandan 3’lü hayatımızda birbirimize adapte olmaya çalışıyoruz.

Çocukla zamanın aslında ne kadar hızlı aktığını ve kıymetli olduğunu anladım. Baba oğul, yıllardır görüşmeyen iki dost gibi arayı kapatmaya çalışıyorlar. Bizim ki bütün marifetlerini, en sevdiği oyuncaklarını, en sevdiği arkadaşlarını, gittiği oyun grubunda ki marifetlerini büyük bir heyecanla ona göstermeye çalışıyor. Her şeyi beraber yapmak istiyor. Baba gel gel, baba otur otur, baba oyna oyna …

5 ayda ne kadar çok geliştiğini, kişiliğinin oturmaya başladığını, karşısındakilerle iletişiminin ne kadar kuvvetlendiğini onlara bakınca görüyorum. Biz anne oğul sürekli beraber olduğumuz ve her an gözümün önünde olduğu için farkı ancak onlara bakınca görebildim.

Her şey o kadar kendiliğinden oluyor ki aslında. Çocuk büyüyor, ne kadar basit hâlbuki… Ama bu işin de kendine göre cilveleri var, dışarıdan göründüğü gibi değil, daimi bir mesai gerektiriyor.

Geçenlerde yanağını örümcek sokmuş ne ara acaba diye başlayan hikâye acilde bitti. Bizimkinin bünyesi hala neden olduğunu bilemediğim bir besin maddesine karşı alerjik reaksiyon göstermiş ve yavaş yavaş tüm vücudu kızarmaya ve kabarmaya başladı. Sebebini bilmediğimiz için soluğu acilde aldık. Büyük kızarıklıklar üzerinde beyaz minik kabarıklıklar = besin alerjisi belirtisiymiş. Alerjiyle yaşamayı öğreniyoruz…

Babasının tekrar bize dâhil olmasıyla numaradan ağlamayla tehditler başladı. Numaradan ağlamaya başlıyor sonra bu gerçeğe dönüyor sonra, zaten neden ağladığını o da unutuyor kriz bitince şaşkın şaşkın birbirimize bakıyoruz. Bugün yalnızdık, başladı (start verdiğini gördüm) ağzını kocaman açıp sahte ağlama moduna geçti, ben de aynen onu taklit ettim dayanamadı bastı kahkahayı, sonra gene neden ağlamaya çalıştığını unuttu araba oynamaya başladık, gibi saçma bir döngü girdi hayatımıza…

Bir yandan da seyahat telaşımız başladı. Nihai hedefi belli olan ama rotası henüz kesinleşmemiş bir tatile çıkıyoruz, yolumuz açık olsun. Çocukla tatil tabularını az çok kırıp bir cesaret yola koyulacağız hakkımızda hayırlısını diliyorum, çünkü bizi neler bekliyor bilmiyorum.