Biberon bizi bıraktı

Arkadaşım sormasa farkında olmayacağım… Biberon getirdin getirmedin lafı açıldı da, biz birkaç aydır kullanmıyoruz dedim. 

Hatırlayamadığım bir ara, bizimki gene biberon emziğini kemirmiş ve içerken süt üstüne dökülmeye başlamış, ‘anne bu yırtıldı’ diye bana getirdi. ‘İyi yenisini alırız, ama ancak yarın sabah’ dedim ve sonra da almayı unuttum… Bir iki akşam sordu nerde diye ‘ay gene unuttum’ dedim, yalan da değildi… Sulukla idare et şimdilik’ dedim… Filan derken o da bir daha aramadı…

Yani biberon bizi bırakmış oldu… 

İstesem, bunu bir taktik olarak denemeye kalksam eminim kıyamet koparırdı… 

Çözmeye çalıştıklarım, kafa yorduklarım

1)Kitap yırtmak.

Her ne kadar kitapları çok seviyor ve epey vakit geçiriyor olsa da onları yırtmak ve kemirmek gibi bir adet edindi. Buna müdahalemin ne yönde olması gerektiğini tam olarak kestiremiyorum.

Yalnız başına vakit geçirebiliyor olması istediğim bir davranış biçimi. Odasına gidip kitaplarıyla keyifli zaman geçiriyor. Kemirmemesi için sürekli başında mı olmam lazım? Olmazsa illaki kaçırıyorum.

Yırtık kitapları saklamak mı, ortadan kaldırmak mı daha doğru? Yırtık kitaplarda sevdiği parçalar olmayınca üzülüyor, ben de yırtıldıkları için olmadıklarını anlatıyorum ama bu bir dahaki sefere olmamasını sağlamıyor. Ama buna can mı dayanır, ha bire yeni kitap almak da masraflı bir durum. Bir de alışkanlığı olan kitapları aradığında bulması onu iyi hissettirir diye düşünüyorum. Ayrıca yırtsam da yenileri gelir fikrine kapılmasını da istemem.

Şu hareketli kitapların hastası, ama belli bir süre, yaklaşık 2 gün idare ediyor. Sonra keşif amaçlı yırtıp nasıl işlediğine bakıyor, ama kitap okunamaz hale geliyor. Onu engellemek, merak duygusunu engeller mi? Artık o tip kitaplar almıyorum zaten.

2) Gece uykusunda ağlayarak uyanmak, sonrasında tekrar uykuya geçmek de zorlanmak.

Bu durum yaklaşık 1 ayın hikayesi. Artık ikimizde yorulmaya başladık. Öğlen uykularını teke düşürdüğünden beri gece ağlayarak uyanıyor. Sonra oturarak ağlamaya devam ediyor. Acıktığı için veya dişten, rüyalardan mı bilemiyorum. Sakinleşene kadar da uykusu iyice açılıyor, oyun moduna geçiyor. Yatağında kendini yarım saat oyalıyor ama sıkılınca narayı basıyor. Gecenin 2 sinden 4 kadar ayakta kalınca da öğlen uykuları uzamaya başladı. İşler sarpa sardı. Süt meselesi de tam rayına oturmuşken, uyku karmaşası yüzünden 500 cc sınırını tutturamaz olduk.

3) Biberonda vazgeçmek

31 Ocak 2010 Newsweek dergisinde bir haber vardı. Sert plastik tüm ürünlerde Bisfenol diye bir toksin kimyasal varmış ve bu madde özellikle yağ ile çözülüyormuş. Ne tesadüftür ki sıvı yağlar da plastik şişe de satılır mesela. Biberon, suluk, çatal, kaşık, diş kaşıyıcısı gibi bebek ürünlerinde de bulunuyormuş haliyle. Kanada da plastik biberon satışları durdurulmuş.

Yatmadan önce süt içtiği için, bizde biberon uykuya giriş rutin objelerimizen. Uyku problemi olmasa bile, henüz hala gece yarısı uyku arasında bir süt talebi oluyor. Biberonu kendi kullandığı için ve bundan evvel 3 tane cam biberon patlattığımız üzere tekrar cesaret edemiyorum. Ama sanırım gene bir denememiz gerekiyor. Artık suyu mümkün olan her yerde, puset ve araba koltuğu hariç, bardakla vermeye başladım. Alışık olmadığı için tıkanıyor. Ama sabır gösterirsek kısa zamanda alışacak gibi. Mümkün olduğunca biberonu hayatımızdan çıkarmaya gayret edeceğim. Ama saçma bir durum var, zaten içtiği Aptamil Junior süt sert plastik şişelerde satılıyor.

Bu konularla ilgili bir gelişme kaydedince gene yazacağım.