Çocuklara kitap seçerken

İlk dönemler daha çok sağlıklı boya, zararlı kimyasallar vb kriterleri göz önünde bulundurup göze en hoş görünen, renkli oyuncaklı kitapları tercih ediyordum. O zamanlar kitap, diş kaşıma aracı ve el oyalayacak oyuncak niteliğindeydi daha çok…

İkinci aşamada, yayın evi serilerini takip eder olduk. İş Bankası, Yapı Kredi vb., tabii daha Mavi Bulut ve Marsık gibi çocuk yayınları üzerine ustalaşmış yayın evlerinden haberdar değildim… Hatta İş Bankası Yayınlarından Pocoyo yu tanıdık. O zamanlar onun bir çizgi film karakteri olduğunu da bilmiyorduk, sonrasında youtube da karşılaştık… Ama Calliou da tersi olmuştur, televizyonda tanıyıp, kitaplarını da hafif ve tanıdık olması sebebiyle özellikle seyahatlerde yanımıza almayı tercih ettik.

Sonra ‘İyi Cüceler’ diye masalsı kitapçıyla tanıştık… Oradakiler bize kitap seçerken nelere dikkat etmemiz gerektiğini gösterdi. Her şeyden önce http://www.birdolapkitap.com la tanıştırdı.

Mesela işlevsel kitapların farkını anladım, bezi bırakmak, yatıp kendi başına uyumak, karanlıktan korkmak, kaybolmak vb konularda çocuğa kendi yaşadıklarının normal olduğunu gösteren, kılavuzluk eden dönemsel fayda sağlayan kitaplar. Bunların iyisini bulmak hakikaten zor oluyor, çünkü çoğu didaktik, sıkıcı bir hikaye içinde işlenebilmesi zor konular…

Onun dışında yurt dışında ‘çok satanlar’ listesinden tercüme edilenler var. Ki bunları bulunca hemen almak lazım sonrasında bulmak bir hayli zor oluyor. Burada tabii ki yazardan da bahsetmek gerek. Mesela bizim ilk favori hikaye kitabımız ‘Pırtık Tekir’, herhalde milyon bin kere okudum. Sonrasında yazarı (Julia Donaldson) ve çizerini (Axel Scheffler) takip edip ‘Tostoraman’, ‘Tostoraman’ın Yavrusu’, ‘Zogi’ ye sardık. Hepsi de farklı dönemlerde favorimiz oldu…

Ama iş tercümeye gelince, bazen yazardan ziyade tercümanın önemli olduğunu anladım. Bir arkadaşım Tostoraman’ın orjinalini getirdi ‘The Gruffalo’, tercümesi/Türkçesi daha melodik ve akıcı (Yıldırım Türker). Gerçekten hayretler vericiydi, ikimizde bu karşılaştırmadan etkilendik.

Mesela ‘Mucit Dedemin Müthiş İcatları’ Şiirsel Taş tercüme etmiş, bizimkini çok eğlendiren, güldüren bir kitap oldu. Sonrasında Şiirsel Taş ismi akılda kalıcı olduğu için ‘Kim Korkar Mavi Kurttan ’ görünce hemen el attım. Henüz 3 yaş için uzun bir kitap olmasına rağmen sonuna kadar zevkle dinledi. Benim de favori kitaplarımdan biri oldu. (bu kitaptan kesinlikle güzel bir Tim Burton filmi çıkar)

Şimdi ise çizerin ne kadar önemli olduğunu anladım. ‘Korky Paul’ zaten kitap kapağının tepesinde ‘bu bir Korky Paul resimli kitabıdır’ yazıyor. Adam nasıl bir illüstratör ise yazarı, yayın evini herkesi ezmiş. Çocuk kitabı diye de sanmayın Walt Disney varı güzel gözlü ceylanlar, hokka burunlu kızlar… Bildiğin kıllı çirkin bir cadı, korkunç bir kadı, şapşal kedi… Tiplerin çirkin olduğu kesin ve korkunç da sayılabilirler. Hatta bir anne baba figürü çizmiş ‘Usta Balıkçı Çiko’ kitabında, metinde hiç o tip bir ibare olmamasına rağmen aşağılık, felaket tipler, okumasam kendi çocuklarından nefret ediyorlar sanırdım.

Ama mıknatıs gibi çekiyor çocukları bir okuyan seriyi tamamlamadan bırakmıyor. Kitapçıya giriyoruz hangi kitabı istersinin cevabı, bende Sakar Cadı Vini nin Kış Macerası, Yaz tatili yok, (kitabın arkasında diğer kitapların minik kapak resimlerini koyarlar ya onu gösterip) bir de ben şunu tanımıyorum ondan istiyorum… Bir de çizer akıllıca bir iş yapmış, çizdiği diğer kitap kahramanlarını ufak da olsa her kitabına serpiştiriyor. Mesela Genç Nasrettin, Sakar Cadı Vini nin bahçesindeki kalabalıkta var. Aynı şekilde Vini de Nasretin’e borç para veren arkadaşlarından biri oluveriyor. Bunu ben kitap okurken fark edemiyorum ama dinleyici hemen ‘aaa Vininin orda ne işi var?’ deyiveriyor….

Şimdilik işimiz kolay gibi kitapçıda sayfa karıştırıp hikayeyi az çok anlıyoruz, üç gün sonra resimlerde azalacak nasıl seçeceğiz…

Reklamlar

Aç Tırtıl

Bugünkü ‘İyi Cüceler’ gezimizden eve ‘Aç Tırtıl’ kitabıyla döndük. Döndükten sonra ‘Bir dolap Kitap.com’ dan kitabın 40 seneyi devirdiğini (1969 ilk basımı) öğrendim.

Yazarı Erci Carle’nin ağzından kitabın hikayesi: http://www.eric-carle.com/short_video.htmlBu arada, balkonumda duran sadık dostum sardunyamı tırtıklayan biri vardı. Güzelim yaprakları delik deşik oldu. Aklıma bu geldi, okurken örnek olur diye çiçekten delikli bir yaprak aldım yanıma.

Oturduk koltuğa başladık okumaya… Tırtılın yediği kocaman yaprağa sıra geldiğinde, ben de bizim sardunya yaprağını çıkardım gösterdim.

Bir de ne görelim, altında koza örmüş bir tırtıl. Hikaye gerçek oldu. Benim obur tırtılı buldum.

Fotoğrafta belli mi bilmiyorum ama yaprağın üzerinde beyaz bir bulut var, işte onun içinde yeşil tırtıl. Ama kitaptaki gibi şişko değil, onca yaprağa nasıl kilo almadı anlamadım…

Ben çocuklar gibi sevindim, tesadüf onca yaprağın arasından nasıl onu koparmışım. Aynı coşkuyu esas seyirciden alamadık…

Kitap dedikleri gibi çok yönlü, renkli ve ilgi çekici… Diğer taraftan bir tarihi ve kendi hikayesi var. Ve şimdi bizimle de bir anısı oldu…

Sevdiğimiz Kitaplar

Türkiye İş Bankası Yayınlarının, okul öncesi çocuk kitaplarında, kendi keyfimize göre iki kitap serisi bulduk.

Biri hareketli kitaplar serisi. Epey el oyalıyor ve çocuk kendi başına güzel vakit geçiriyor, minicik motor kaslarını geliştirmesine de yardımcı oluyor. Da, bizimki belli bir süre sonra, bu mekanizmaların nasıl işlediğini çözmeye kalktı ve kitapları parçaladı, yoldu, söktü. Ama gayet uzun vakitler geçirdi, bu çözülmeye kadar. Artık o seriden almıyoruz.

Diğer bir seri ise Pocoyoooo, kendisini pek sevdik. Beyaz bir fon üzerine, bilgisayar animasyonu karakterler ve sadece konuya ilişkin resimler var.
Çok sade, ortam yaratmak adına içinde bulundukları mekanlara ilişkin 
başka görseller olmadığı için konuya odaklanmayı kolaylaştırıyor.

İlk Pocoyo kitabımız anneannemizin hediyesi ‘karşıt kavramlar’. Açık-kapalı, aydınlık-karanlık, mutlu-üzgün gibi… Bu kitap sayesinde, kendini ifade edebilmenin başka bir yolunu keşfetti, mimikler…


Pocoyo üzgün ve mutlu farkını, biz de surat ifadelerini örnekleyerek okuyorduk. Bir gün bu üzgün ifadesini kullandı, artık uygun olan her durumda uyguluyor. Mesela açılmıyoooo, yırtıldı, durdu, hangi durum onu üzüyorsa hemen ifadeyi takınıyor.

Yeni favorimiz ise ‘Pocoyo ve Fotoğraf makinesi’. Adına kanmayın, aslında bir hafiye romanı gibi. Mevzu şu, karakterin bir makinesi vardır ve fotoğraf çekmektedir. Çekilecek yeni objeyi almaya gider ancak döndüğünde fotoğraf makinesi yoktur. Acaba biri mi aldı, peki kim? Kitaba üstünkörü göz atarken fark etmedim. Ama bizimkiyle okurken birden neyi aradığımızı bile unuttum. İpuçları, takip, gizem felaket heyecanlı… Her akşam, sonunu bilmemize rağmen büyük bir merakla gene okuyoruz.

http://www.kipitap.com/

Bir göz atılabilir. Sanal ortamda bir çocuk kitapçısı, Kipi’nin Kitapçısı KİPİTAP… Bol seçenek bulunuyor, kategorilere göre arama da yapılabilen, derli toplu bir site. Ayrıca, kitap dergisi tadında bir blogu da var. Faydalanılabilir.

Çiçek Yayıncılığın, doğa turlarıyla ilgili seriyi de tamamlamak üzereyiz. Cici ile Bici Dağda, Kiti ile Kiki ormanda filan diye gidiyor. Bu serinin esprisi ise, sayfada boş kalmayacak şekilde çizimlerle dolu, her yerden bir hayvan fırlıyor, gerçekten mekana alıp götürüyor insanı. Her sayfa, bir alt sayfada bulunan kimi hayvanları görebilecek şekilde kesilmiş. Metinleri hayvanlarla ilgili pek bilgi içermese de, benim bile adını bilmediğim hayvanlar var ve altlarına isimleri yazılmış. Bir anne olarak bu bir şey yavrucum, şey canım??? deyip kala kalmıyorsun. Çinçilla, tukan gibi hemen kopyayı alıyorsun. Hayvanları da tam bir aksiyon anında resmetmişler, kendi hikayeni uydurma şansı yaratıyor. Yırtıcı hayvanların doğal yaşamları size vahşi geliyorsa almayın tabii. Kuyruğu kopan kertenkelenin kuyruğu tekrar çıkar, kurtlar tavşanlara doğru koşar da, neden tavşanlar kaçar gibi detaylara girmek istemeyenler olabilir tabii.

İyi okumalar…