Diş buğdayı

Bu gelenekten bebeğimin dişi çıkana kadar haberim yoktu, şahit de olmamıştım. İnternette gezindim, kendime bir yorum çıkardım ve uyguladım.

İlk dişi çıktığında yapılan bir kutlama…

Bir gün tayin edip aile, eş dost davet ettim. Kurabiye, kek, tatlı, tuzlu biraz annem, biraz ben bir şeyler hazırladık.

Âdete göre de misafirlere buğday ikram edilir, içine de bir altın saklanırmış. Altını bulan da bebeği donatırmış veya bir gömlek alırmış. Ben onu donatırmış diye anlattım tabii herkes altını bulmamak için elinden geleni yaptı.

İşin şakası bir yana internetten bulduğum buğday tarifine göre, bir kilo buğdayı, bir gece önceden ıslatıp haşladım. Haşlanmış ve soğumuş buğdayları bir güzel tabağa koyduk ve nohut, nar, badem, ceviz, esmer şekerle süsledik. Badem ve cevizleri toz haline getirip, ayrı ayrı küçük kaplarda, toz şeker, nar ve tarçını da servis ettik. Herkes dilediği gibi bir karışım yapıp yedi. Fena da olmadı.

Önemli dip not 250 gram buğday yetiyor da artıyor. O buğdaylar şiştikçe şişiyor, hepsini servis etmeme rağmen buğdayın içinden altın bir türlü çıkamadı, kayboldu, çünkü bir tepsi tepeleme buğday vardı.

Bu arada gene geleneğe göre bebeğe bir tepsi oyuncak hazırlanır, içinden birini seçmesi beklenirmiş. Seçtiği o oyuncak veya obje hangi mesleği temsil ediyorsa, ileride o ihtisasa sahip olacağına inanılırmış.

Teyzesi de komik hayvancıklı magnetler ve oyuncaklardan bir tepsi hazırlayıp, hepsine iyi niyet dilekleriyle temsil ettikleri meslekleri yazmış. Bizim keltoşa sunduk ve derece seçti kendileri. Yani doktor olması bekleniyor.

Hoş bir anı oldu. Hikayenin sonunda canım arkadaşlarım o bir kiloluk koca buğday yığınını çatalla didikleyip bulmuşlar altını, birisi de kendini kurban etti ve keltoşu donattı.