Şile sıcak bir bahar günü daha bir keyifli olur

Bu haftasonu Şile’deyiz. Bahar ortalarında gelmek daha akıllıca olabilir, biraz havalar ısınıp güneş açtıktan sonra ama daha kimsecikler yokken. Muhteşem kumsalda bataniye serip, hafif rüzgar esintisinde mataradan sıcak çay içmek. Çocuğu da salmak peşinde koşturmak zorunda kalmamak.

Yağmurlu bir günde otel odasından hayal edebildiklerim bunlar…

Eşimin işini bahane edip bizde takıldık peşlerine geldik. Dün gittiğimiz mekanda, 4 yaşlarında bir çocuk daha vardı ve kocaman bir bahçe… Papatyaları ve yaprakları koparıp dereye attılar. Cümle kısa oldu ama ne eğlendiler, ne koşturdular anlatamam. Çocuk ‘yaprakları seven arkadaşım hadi gelsene’ diye seslenip koşuyor, bizimki de peşinde, onun iki adımda katettiği yolu pata küte koşarak yetişmeye çalışıyordu.

Onca koşturma arasında birkaç defa düştü, burnu ve dudağı soyuldu, şişti. Ama çocuk olmak da biraz da böyle birşeydi diye hatırlıyorum. Ben sürekli yara bere içinde dolaşırdım, onlu yaşlara geldiğimde ise epey dikiş de atılmıştır. Ama anne olarak insan kuzusuna konduramıyor tabii.

Açık arazide çimenlik alanda çocuğu oyalamaya bile gerek kalmıyor. Kendi oyununu, meşgalesini kendi yaratıyor zaten. Bir de yapma etme demeye gerek kalmıyor. Çocuk kendine göre çeşitli şeyler başarıyor, mesela çiçek veya yaprak koparıp suya atmak gibi. Bunu da gururla etrafına sergiliyor. İstanbul’da yapay bahçelerde elin çiçeğine dokunma, o suya yanaşma, burda koşma, hatta çimlere basma demem gerekebiliyor.

Mesela masanın üstünden örtüyü çekmek… Kesinlikle yapılmaması gerekenlerden. Ama bunu çocuk açısından okuduğumuzda ise, boyunun erişmediği masanın üzerindeki bir objeye ulaşabilmek için bulduğu bir yöntem veya ne kadar güçlü olduğunu gösterebileceği bir hareket sadece bu…

İşte İstanbul’dan kaçmak istememin esas sebeplerinden biri… Çocuğa çocuk olduğunu hatırlatma şansı tanımak. Her hareketinin bir uyarı almadığı, kendi kendine insiyatif kullanıp, kendi oyununu kendi kurabildiği, azıcık düşüp kalktığı, hafif sıyrıklar aldığı, temiz hava bol gıdalı bir alan aralayabilmek.

Geçenlerde annem arkadaşlarıyla buluşmuş, biz de kendimizi bir göstermek için hanımlara bir uğradık. Ama oturmadık. Benim kanımca bizim yerimiz hala daha parklar, bahçeler… Ona da sıra gelecek, adam gibi oturmasını, yemesini becermesi gereken yaşlara daha var diye düşünüyorum.

Baharda Şile hayalimin demosunu Caddebostan sahilde yaptık geçen gün. Ara ara 3 adımlık temiz kumluk alanlar var sahil boyunca. Onlardan birine gittik. Taşları denize attık, sopayla kumlara resimler yaptık.

Şile için ise havaların biraz daha ısınması gerekirmiş. Kumsal sonrası çarşıda bir yemekle biten günü birlik bir program dahi yapılabilir.

Reklamlar