Yemek yedirmek

İlk başlarda ne büyük heyecandı, o elma suyunu içmesi. Şimdi ise yemek düzenli bir iş halini aldı. Gene de iştahla yemek yiyen çocuğu, her annenin keyifle izleyeceğine inanıyorum.

Bizim yemek hikâyemiz, mama sandalyesinde başladı. Birkaç kere zorunluluktan ayakta, oynarken, televizyon önünde koltukta otururken yedirmeyi denedim, gerçekten peşinde koşmak zorunda kaldım, etraf battı ve en fazla 4 5 kaşık yemek yedirebildim. Biz mama sandalyesi olmadan veya masaya oturmadan diyelim yemek yemeyi başaramadık. Bu sebeple çocukları yedirmenin kilit noktasının oturtmak olduğunu düşünüyorum.

Mama sandalyesine elinde bir oyuncakla oturuyor ve en fazla 15 dakikada dayanabiliyor. Yani önceden yemeği hazır edip, önlük, ıslak mendil, yedek kaşık, çatal ne lazımsa onları hazır edip öyle oturtuyorum masaya. Eğer beğendiği bir yemek varsa onu yiyor ve kalkıyor.

Yemek yedirilmeye alıştı, çok nadiren kendisi eliyle veya çatalla yemek yiyor, elinde bir oyuncakla oynamayı tercih ediyor. Bu ileride nasıl bir sorun yaratacak onu bilemiyorum. Ama en azından oturuyor ve yemeğini yiyor.

Yemek yedirirken televizyon açmayı da denedim, ancak yeme hızını düşürdü. Televizyona kilitlendiği için ağzını açıp yemeği alsa da çiğnemiyor. Bu da yemeği uzatıyor da uzatıyor. O yüzden tercih etmiyorum.

Yani bizim sorunumuz, henüz kendisinin yemek yemek yerine elindeki oyuncakla uğraşması. Eğer çok sevdiği bir şey varsa mesela köfte, o zaman çatalla yemeği deniyor. Her zaman masasında yedek kaşık, çatal bulunduruyorum.

Kendisi yerken tabii ki ortalık batıyor, gene de yemek bitene kadar temizlemeyi tercih etmiyorum. Yemek yerken sürekli temizlik yapılmasının, çocukta yemek pistir çağrışımı yaptığını okumuştum. Bir de ben tembelim.

İnanın uyduruk yemek yapınca hemen anlıyor ve yemiyor. Özel aşçı tutmak istiyorum bu ne iş ya. Klasik bir anne hep yedirmeye çalışır, bu 30 yaşına gelince de devam eder ya, şimdi daha iyi anlıyorum, onca yılın çabası, emeği yer ediyor herhalde.

Reklamlar