Mamadan yemeğe geçiş

Mamadan yemeğe geçiş

En geç, 6 ayla birlikte artık bebekler katı gıdaya başlıyor. Bu dönemde şahsen blender kullanmakta bir sakınca görmedim, doktorum da bir mahsuru olmadığını söyledi.

8 aylıktan sonra yemekleri ayırıp, çatalla ezerek vermeye başladım. Başlarda, tek başına et ve pirinç makarna vb yemekte zorlandı, kustu, öğürdü vs. Onda da şöyle bir çözüme gittik; kuşbaşı kuzu eti, soğan, domates zeytinyağında pişirip blender dan geçirip et püresi haline getirdim, afiyetle yedi.

Püreden geçiş için de kuskusu denedik, çok sevdi. Birkaç hafta sonra tekrar pilav vermeyi denedim yiyebildi.

Öğlen yeni denemeler yapmak için güzel bir zaman. Sindirim problemi olursa akşam uykusunu bozmuyor, gaz gibi problemler de, oyun oynarken daha rahat atlatılıyor. Anneler açısından da rahat, hele çalışan anneler hem hazırlaması, hem yedirmesi zaman alan bu fasıldan kurtuluyor. Benim gibi çalışmayan anneler de akşam telaşı ve sabah mahmurluğunda uğraşmak zorunda kalmıyor.

Çorbalar hayat kurtarıyor, akşam yemekleri için ideal. Mühim olan içerikleri bence. Günlük olarak vermeyi planlanan her türlü besini atıp kaynatmak, hem hazırlaması kolay ve hızlı, hem de yedirmesi. Çocuk nasıl olsa 2 yaşına yaklaştığında veya geldiğinde normal yemeye başlayacak.

Benim doktorum yetişkin yemeğine geçiş ve farklı tatları ayırt edebilmesi için, 10uncu aydan itibaren yemekleri ayrı ayrı yedirmemi önerdi. Önce birini bitirecek sonra diğerini, karıştırarak değil. Tabii yemek boyutları 3 çeşide çıkınca iyice küçülüyor. Hepsinden sadece bir yemek kaşığı… Bunu da ailece yemek yendiğinde yapabiliyorum.

Benim de her gün yemek yapmaktan kısır döngüye girdiğim, hayal gücümün tıkandığı veya bıkkınlıktan ne pişireceğimi bilemediğim zamanlar oluyor. İşte o zaman ya annemi arıyorum bugün ne yaptın diye, ya da yemek kitaplarına bakıyorum. En güzel taktik geçenlerde bir arkadaşım önerdi sistemli hafta dağılımı. Hafta bir veya iki balık, bir iki et, bir cığer, bir tavuk dedin mi zaten hafta bitiyor. Onun yanına da evdeki bir sebze ve kuskus. Benim çok da uygulayabildiğim bir yöntem olmasa da ara gazı veriyor.

Bütün çocuklar eninde sonunda yemeğe yiyor. Çok da dert etmemek lazım sanırım.

Reklamlar

Yemek yedirmek

İlk başlarda ne büyük heyecandı, o elma suyunu içmesi. Şimdi ise yemek düzenli bir iş halini aldı. Gene de iştahla yemek yiyen çocuğu, her annenin keyifle izleyeceğine inanıyorum.

Bizim yemek hikâyemiz, mama sandalyesinde başladı. Birkaç kere zorunluluktan ayakta, oynarken, televizyon önünde koltukta otururken yedirmeyi denedim, gerçekten peşinde koşmak zorunda kaldım, etraf battı ve en fazla 4 5 kaşık yemek yedirebildim. Biz mama sandalyesi olmadan veya masaya oturmadan diyelim yemek yemeyi başaramadık. Bu sebeple çocukları yedirmenin kilit noktasının oturtmak olduğunu düşünüyorum.

Mama sandalyesine elinde bir oyuncakla oturuyor ve en fazla 15 dakikada dayanabiliyor. Yani önceden yemeği hazır edip, önlük, ıslak mendil, yedek kaşık, çatal ne lazımsa onları hazır edip öyle oturtuyorum masaya. Eğer beğendiği bir yemek varsa onu yiyor ve kalkıyor.

Yemek yedirilmeye alıştı, çok nadiren kendisi eliyle veya çatalla yemek yiyor, elinde bir oyuncakla oynamayı tercih ediyor. Bu ileride nasıl bir sorun yaratacak onu bilemiyorum. Ama en azından oturuyor ve yemeğini yiyor.

Yemek yedirirken televizyon açmayı da denedim, ancak yeme hızını düşürdü. Televizyona kilitlendiği için ağzını açıp yemeği alsa da çiğnemiyor. Bu da yemeği uzatıyor da uzatıyor. O yüzden tercih etmiyorum.

Yani bizim sorunumuz, henüz kendisinin yemek yemek yerine elindeki oyuncakla uğraşması. Eğer çok sevdiği bir şey varsa mesela köfte, o zaman çatalla yemeği deniyor. Her zaman masasında yedek kaşık, çatal bulunduruyorum.

Kendisi yerken tabii ki ortalık batıyor, gene de yemek bitene kadar temizlemeyi tercih etmiyorum. Yemek yerken sürekli temizlik yapılmasının, çocukta yemek pistir çağrışımı yaptığını okumuştum. Bir de ben tembelim.

İnanın uyduruk yemek yapınca hemen anlıyor ve yemiyor. Özel aşçı tutmak istiyorum bu ne iş ya. Klasik bir anne hep yedirmeye çalışır, bu 30 yaşına gelince de devam eder ya, şimdi daha iyi anlıyorum, onca yılın çabası, emeği yer ediyor herhalde.