Organik üründen öte, bir hayat hikâyesi var

http://www.ipekhanim.com/ciftlige_giris.html

Bundan daha 1 sene evvel bir arkadaşım, oğlu yemek yemeye başladığı günden itibaren, organik ürünlerle beslemeye karar vermiş, beni de bulduğu bu oluşumdan haberdar etmişti.
Excel dosyasında, bir sütun doluşu sebze meyve isimleri gördüm. O dönemlerde ancak kendimize yetiyordum teşebbüs bile etmedim.

Blogu açtıktan sonra ise başka bir arkadaşım, tesadüf aynı yeri bulmuş ve beni de haberdar etti. Bu sefer denemeye vaktim ve mecalim vardı. Hatta geçtiğimiz hafta başka bir siteden organik ürün sipariş vermiş, bloguma da yazmıştım.

Bunun farkı, karşınıza, bir kurum veya sanal bir market değil, bir hayat hikayesi çıkıyor. Onun özeline girip, yaşadığı hayatı değişimi görebiliyorsunuz. Ben şahsen takdir ettim.

Dün akşamüstü koca bir karton geldi. Neler sipariş verdiğimi dahi unutmuştum. Hediye paketi gibi geldi. İçinden karışık ege otu çıktı, listede açıklama olarak yumurtaya konmak üzere kavurmalık olduğu yazılıydı. Tahmin ettiğimden daha çoktu. Bununla ne yaparım ben diye düşünürken, dedim mail atıp sorayım. Hemen cevap geldi. Börek yapabilir, yoğurtla karıştırıp meze gibi bile yiyebilirmişiz. Pişirirken kokusu beni biraz işkillendirdi. Ama o börek, denemeniz lazım. Benim oğlan, son zamanlarda yeşil sebzelere karşı bir protesto halinde, en sevdiği fasulyeyi bile yemez oldu. O bile böreği hapur hupur götürdü.

Sitesinde yemek tarifleri de var. Demek istediğim şu, bilmediğiniz bir bitki bile olsa, çözüm kendi içinde sunulmuş, sanal destek hattı var. Ne yemek yapsam derdi yok…

Gelen her şey taze ve hoş kokulu… Ispanak gibi otlar, yıka yıka bitmiyor, ama gerçekten toprak kokuyor. Mutfağımıza bilmedik lezzetler girdi. Maaile memnunuz.

Bu teşebbüsü ve destekleyici hizmet anlayışı için kendisini naçizane, tebrik ederim.

Not: Canım annem bana,‘Ahmet ve Elmas Maranki’nin, Şifalı Yemekler isimli kitabını hediye etmişti. Gelen doğal ürünleri pişirmek için danıştığım diğer bir kaynak bu kitap oldu. Damak tadım, değişik baharatları misafir etmeyi sever. Bebek mamalarından sonra baharata hasret kalmıştım. Artık benimki de istediği gibi yiyebildiği için, menümüz genişledi. Maranki’nin tariflerinden pek memnun kaldım.

Yemek yedirmek

İlk başlarda ne büyük heyecandı, o elma suyunu içmesi. Şimdi ise yemek düzenli bir iş halini aldı. Gene de iştahla yemek yiyen çocuğu, her annenin keyifle izleyeceğine inanıyorum.

Bizim yemek hikâyemiz, mama sandalyesinde başladı. Birkaç kere zorunluluktan ayakta, oynarken, televizyon önünde koltukta otururken yedirmeyi denedim, gerçekten peşinde koşmak zorunda kaldım, etraf battı ve en fazla 4 5 kaşık yemek yedirebildim. Biz mama sandalyesi olmadan veya masaya oturmadan diyelim yemek yemeyi başaramadık. Bu sebeple çocukları yedirmenin kilit noktasının oturtmak olduğunu düşünüyorum.

Mama sandalyesine elinde bir oyuncakla oturuyor ve en fazla 15 dakikada dayanabiliyor. Yani önceden yemeği hazır edip, önlük, ıslak mendil, yedek kaşık, çatal ne lazımsa onları hazır edip öyle oturtuyorum masaya. Eğer beğendiği bir yemek varsa onu yiyor ve kalkıyor.

Yemek yedirilmeye alıştı, çok nadiren kendisi eliyle veya çatalla yemek yiyor, elinde bir oyuncakla oynamayı tercih ediyor. Bu ileride nasıl bir sorun yaratacak onu bilemiyorum. Ama en azından oturuyor ve yemeğini yiyor.

Yemek yedirirken televizyon açmayı da denedim, ancak yeme hızını düşürdü. Televizyona kilitlendiği için ağzını açıp yemeği alsa da çiğnemiyor. Bu da yemeği uzatıyor da uzatıyor. O yüzden tercih etmiyorum.

Yani bizim sorunumuz, henüz kendisinin yemek yemek yerine elindeki oyuncakla uğraşması. Eğer çok sevdiği bir şey varsa mesela köfte, o zaman çatalla yemeği deniyor. Her zaman masasında yedek kaşık, çatal bulunduruyorum.

Kendisi yerken tabii ki ortalık batıyor, gene de yemek bitene kadar temizlemeyi tercih etmiyorum. Yemek yerken sürekli temizlik yapılmasının, çocukta yemek pistir çağrışımı yaptığını okumuştum. Bir de ben tembelim.

İnanın uyduruk yemek yapınca hemen anlıyor ve yemiyor. Özel aşçı tutmak istiyorum bu ne iş ya. Klasik bir anne hep yedirmeye çalışır, bu 30 yaşına gelince de devam eder ya, şimdi daha iyi anlıyorum, onca yılın çabası, emeği yer ediyor herhalde.