Çocuk disiplin ister, bense tembellik!

Çocuk olduktan sonra, hayatımdaki öncelikler de değişti. Ama hala çocuktan sonraki ilk önceliğim tembellik…

Çocuğum ve ben, iki kişinin hayatını sürüyormuşum gibi geliyor bazen. O kadar hızlı ve dolu geçiyor ki günler, sürekli bir şeyleri yetiştirmeye ve programlamaya çalışarak.

Eskiden bir arkadaşınla oturup kahve içmek, kısa bir sohbet etmenin kaç dakika aldığına dikkat etmezdim, meğersem o buluşmanın keyfi çıkması, konuların alevlenmesi için en az 2 saat lazımmış.

Zamanı hesaplamadan yaşamak ne kadar büyük bir lüksmüş meğer. Çalışırken sabahlamak, okurken anlayana kadar kafa patlatmak, çalışmayı ertelemek için onca bahane üretmek, uyanmamak için alarmı 5 dakika daha ertelemek… Zamanın kıymetini çocuğum olduktan sonra anlamaya başladım.

Uyanmayı erteleyemezsin. O uyurken işlerini halletmen, dışarı çıkacaksan çantasını önceden hazırlaman gerekir. Ne kadar süreyle, nereye gideceğine göre yanına alman gerekenleri hesap edersin. Akşama sütünü, öğlene yemeğini, kıyafetini, üşümesin diye örtüsünü, özlemesin diye ayısını almayı düşünürsün. Kabız oldu kabak, cırcır oldu muz yesin, yediğini yemediğini dert edersin. Hele bir de hastalanmaya görsün, vicdanın bir yandan yoklar, diğer taraftan uykusuzluk, ev toparlanmak bilmez, evdeki hesap çarşıya uymaz.

Çocukların disiplinli büyümesinin rahatlığından bahsedilir hep, anne açısından da bu geçerlidir bence. Bir hafta ne kadar programlı, hesaplı kitaplı geçerse, o kadar az yoruluyor insan.

Kafamda daima bir yapılacaklar listesi bulunur. Ertesi günün programına göre yemekler önceden hazırlanır, uyanma saatine göre program revize edilir. Sabah uykusunda evde isek kendime biraz vakit ayırırım. Bu böyle devam eder…

Ama ne zamanki beklenenden uzun uyudu, akşam hiç uyanmadı, program tıkırında gidiyor ve kendime ekstradan vakit kalıyor, işte o anda ne yapacağımı şaşırıyorum. Genelde rutinimiz dışında boş vaktim olunca hemen televizyonu açıyorum, bağımlılık maddesi gibi sakinleştiriyor beni veya telefona sarılıyorum arkadaşlarımı arayıp geyik yapıyorum.

Alışık değilim aslında bu kadar disiplinli ve programlı yaşamaya. Bu durum çok çalışmak veya uykusuz kalmak gibi değil. Kafamda sürekli bir hesap var. Saatleri denkleştirme, işleri halletme vesaire… Boşta veya çocuğumu bırakınca ne yapacağımı şaşırıyorum, devrelerim yanıyor.

Sürekli biri adına düşünmek alışkanlık yapıyor olsa gerek. Demek ki belli bir yaştan sonra anne çocuk çatışması bu yüzden yaşanıyor. Çocuk kendi kararlarını almaya başlasa da, anne kendini durduramıyor, onun adına düşünmeye devam ediyor. Şimdi yazarken yapıyorum bu tespiti, yeni anlıyorum annemi. Ey yeni anneler dikkat bir evrim süreci içindeyiz dikkat. ‘Her kadın anne olana kadar çocuktur.’ Çocukluk evremiz bitiyor mu?